İtiraf edin, çizgi film izlemeyi hepimiz seviyoruz…Kim sevmez ki? Hayal gücünün derinliklerine doğru dalabildiğimiz renkli ve uçsuz bucaksız harika bir dünya orası. Hatta bazı çizgi film kahramanları var ki, çocukların o renkli dünyasına eğlenceli bir kapı aralarken, bir yandan da ebeveynlerin kalbinde tanıdık bir sıcaklık bırakıyor… İşte bizim Kral Şakir, tam da bu dengeyi yakalayanlardan. Ekranda neşeyle koşturan bir aslan ailesini izlerken, bir yandan da dostluk, birlikte düşünme ve merak etmenin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor bize… Belki de bu yüzden Kral Şakir evreni, çocuk odalarından taşıp aile içi sohbetlere ve o sıcacık birlikte izleme anlarına eşlik etmeyi başarıyor. “Dünyalar Karıştı” ile daha da genişleyen bu evrenin, bir çizgi filmin ötesinde, ortak paydadaki hayal alanını nasıl kurduğunu konuşuyoruz Varol Yaşaroğlu ile. Merakına sarılan ve keşfetmekten asla vazgeçmeyen miniklere küçük bir hediye vermek istedik. Karneleri de aldıysak, başlıyoruz…

Kral Şakir: Dünyalar Karıştı | Fotoğraf: boxofficeturkiye.com

Kral Şakir, Türkiye’nin ilk yerli Cartoon Network yapımı olarak başladığında böylesine uzun soluklu bir evren hayal ediyor muydunuz, yoksa bu biraz da Şakir’in macera iştahının doğal sonucu mu oldu?

Açıkçası bu kadar geniş ve uzun soluklu bir evreni en başta matematiksel olarak planlamadım. Ama şunu biliyordum: Eğer karakterler sahici, dünyaları da esnek olursa, hikâye kendi yolunu açıyor. Kral Şakir evreni biraz da Şakir’in ve arkadaşlarının macera iştahı sayesinde büyüdü. Her yeni hikâye, “buradan başka bir kapı daha açılır mı?” sorusunu beraberinde getirdi ve zamanla bu kapılar koca bir evrene dönüştü.

Kral Şakir: Dünyalar Karıştı’da müzik, hipnoz ve zihin kontrolü gibi güçlü kavramlar var. Çocuklara anlatması zor ama bir yandan da çok cazip temalar…Bu dengeyi kurarken “burada biraz frene basalım” dediğiniz anlar oldu mu?

Oldu, hem de sık sık. Çocuklar sandığımızdan çok daha akıllı ama aynı zamanda çok hassaslar. Bu yüzden her güçlü fikrin yanına mutlaka bir “duygusal emniyet kemeri” ekliyoruz. Zihin kontrolü gibi kavramları korkutucu olmaktan çıkarıp, arkadaşlık, özgür irade ve birlikte çözüm üretme üzerinden anlatmaya çalıştık. Yani frene bastığımız yerler oldu ama direksiyonu tamamen bırakmadık.

Filmde lunaparktan Yerebatan Sarnıcı’na, metrodan farklı boyutlara uzanan bir macera izliyoruz. İstanbul, bu filmde adeta gizli bir kahraman gibi. Şehri böylesine mistik bir hikâyenin ev sahibi olarak hayal ederken sizi en çok heyecanlandıran fikir ne olmuştu?

İstanbul zaten başlı başına bir hikâye anlatıcısı. En çok heyecanlandıran şey, çocukların her gün önünden geçtiği mekânlara “acaba burada gizli bir şey var mı?” hissini bırakabilmekti. Yerebatan Sarnıcı gibi yerler zaten masal anlatıyor, biz sadece sesi biraz açtık. İstanbul’u arka plan değil, yaşayan bir karakter gibi ele almak çok keyifliydi.

Kral Şakir: Dünyalar Karıştı | Fotoğraf: boxofficeturkiye.com

Açıkçası Kral Şakir evreninde yetişkinlerin de en az çocuklar kadar eğlendiğini biliyoruz. Remzi, Necati ve Peyami Dede gibi karakterleri yazarken “bunu da ebeveynler yakalar” dediğiniz gizli şakalar oluyor mu?

Olmaz mı? Ama bu şakalar hiçbir zaman “çocuk anlamasın” diye değil, “herkes kendince bir şey yakalasın” diye yazılıyor. Yetişkinlerin gülümseyip çocukların hikâyeden kopmadığı bir denge kurmak hoşuma gidiyor. Bir sahneyi izlerken ebeveynin başka, çocuğun başka bir yerden eğlenmesi bence çok değerli.

Mirket bu filmde kilit bir rolde. Bilim, teknoloji ve “server” gibi kavramları Mirket üzerinden anlatmak bilinçli bir tercih mi? Mirket biraz sizin iç sesiniz olabilir mi?

Kesinlikle bilinçli bir tercih. Mirket, merak eden, kurcalayan, bazen hata yapan ama vazgeçmeyen bir karakter. O yüzden teknoloji ve bilimi onun üzerinden anlatmak çok doğal. İç ses meselesine gelince… Evet, Mirket’te benden parçalar var ama sadece benden değil; ekibin, çocukların ve bu çağın merak duygusunun da sesi o.

Şakir’in maceralarında dostluk, birlikte çözüm üretme ve yardımlaşma hikâyenin hep merkezinde. Bu filmde izleyicinin kalbine “şu duyguyla” dokunalım dediğiniz bir tema var mıydı?

“Birlikteysek güçlüyüz” duygusu. Ama klişe bir slogan olarak değil; gerçekten tökezleyerek, hata yaparak, birbirine güvenmeyi öğrenerek. İzleyici salondan çıkarken “ben de tek başıma olmak zorunda değilim” hissini alsın istedik.

Kral Şakir: Dünyalar Karıştı | Fotoğraf: boxofficeturkiye.com

Çocukların hayal gücünü bilirsiniz, uçsuz bucaksızdır…Çocuklardan gelen geri dönüşler sizi hâlâ şaşırtıyor mu? “Bunu hiç böyle düşünmemiştim” dediğiniz bir çocuk yorumu oldu mu?

Hâlâ hem de nasıl. Bazen bir çocuk öyle bir yorum yapıyor ki “biz bunu bilinçli mi yaptık?” diye kendi kendime soruyorum. Özellikle alternatif sonlar, “ya Mirket şunu yapsaydı?” gibi öneriler beni gerçekten besliyor.

Şakir’i ilk tanıdığımız günden bugüne baktığımızda, sizce o değişti mi? Nasıl biri oldu?

Bence büyüdü ama özünü kaybetmedi. Daha sorumluluk sahibi, daha farkında ama hâlâ saf, meraklı ve biraz da sakar. Aslında Şakir’in değişimi, çocukların büyüme hızına ayak uydurma çabası gibi.

Sizin çocukken en sevdiğiniz çizgi film hangisiydi? Başından beri ilham kaynağınız da o mu?

Pembe Panter’di. Sessizliği, zamanlaması ve kelime kullanmadan mizah yapabilmesi beni çok etkilemiştir. Doğrudan Kral Şakir buradan çıktı diyemem ama ritim, absürtlük ve görsel espri anlayışımda Pembe Panter’in izleri kesinlikle var.

Son olarak: Eğer Şakir bu röportajı okuyacak olsaydı, ona “bak bunu sana özellikle söylemek isterim ki…” diyeceğiniz tek bir cümle ne olurdu?

“Merak etmeye devam et Şakir; çünkü seni sen yapan şey, korkmadan soru sorman.”

Kapak Fotoğrafı: Varol Yaşaroğlu

İlginizi çekebilir: Mag Porter’dan Gupse Özay ile: “Gupi” Animasyonu Üzerine