

Ayın Yeni Çıkan Albümleri: Tom Smith'ten 21 Savage'a
Her ay yeni çıkan albümlerden gözüme çarpanları sizlerle paylaşıyorum. Bu yazı serisi için en sevmediğim ay ise aralık. Noel – yılbaşı gibi tatiller, plak şirketlerinin bütçe kapatması, herkesin Christmas şarkıları modunda olması gibi çeşitli nedenlerle Aralık ayında çok az albüm piyasaya çıkıyor. Zaman zaman, Coldplay, Taylor Swift, Eminem, The Killers gibi çok popüler gruplar ve isimlerin kendi büyük kitlelerine sahip oldukları için aralıkta albüm çıkardıklarına şahit oluyoruz, ancak onun dışında yılın son ayında, genelde deneysel isimlerin ya da özellikle bu boşluğu kullanma niyetinde olan grupların albümlerini görüyoruz. Bu sene gözüme çok bir şey çarpmasa da seriyi bozmamak adına baktığım yeni albümleri sizlerle paylaşacağım.

İlk olarak Norveç’e gidelim. Norveçli sanatçı Anna Lotterud’un solo projesi olan Anna Of The North, Girl In A Bottle isimli bir albüm çıkardı. Elektro pop türündeki albüm, synth pop ve 80’ler öğeleriyle süslenmiş. Modern dünyanın plastik doğasını metafor olarak kullanan Girl In A Bottle, ilişkilerin kolayca kullanılıp atılabilmesine gönderme yapıyor. Kısa süreli ilişkilerin yerine daha derin ve kalıcı bir bağ arayışı albümde işlenmiş. Albümün devamı olan Girl In A Bottle: Please Recycle ise 2026 yılında yayımlanacak. “Waiting For Love” isimli parça dikkate değer.
Editors’un vokalisti Tom Smith, There Is Nothing In The Dark That Isn’t There In The Light isimli solo bir albümle karşımızda. Editors grubundaki karanlık sound’u bekleyenler için uygun bir albüm değil. Tamamen akustik, minimal sound’a sahip, hafif folk türünde dingin bir albüm yapmış Tom Smith. Albümden sevdiğim parça ise, Editors şarkılarını andıran tek parça olan “Leave” oldu.
Rap dünyasında Nas, 21 Savage ve Lil Baby bu ay yeni albüm çıkardı. Nas, DJ Premier ile Light -Years isimli bir albüm yayımladı. Steve Miller Band, “Fly Like An Eagle” parçasının sample’ı ile “It’s Time” parçasında albüme konuk olmuş. Nas’ın Firm grubundan arkadaşı AZ, albümün bir başka konuğu.
21 Savage’ın yeni albümünün ismi ise, What Happened To The Streets. Albümde Drake, Metro Boomin, Lil Baby, GloRilla gibi birçok isim yer alıyor. Drake’in konuk olduğu ve Tech N9ne’nın 2009 yılı parçası “Demons”ın sample’ını kullanan “Mr Recuop” albümden öne çıkardığım parça. Albümün kapanış şarkısı olan “I Wish”in çocuklara cinsel istismardan hapiste olan R. Kelly’nin aynı isimli parçasının sample’ını kullanması ise sosyal medyada tepki çekti.
Rap dünyasından albüm çıkaran diğer isim, The Leaks adlı albümüyle Lil Baby oldu. Yıllarca internette dolaşan, daha önce tanıtımı yapılan parçaların tam versiyonlarını içeren Mixtape formatındaki albüme Playboi Carti, Lil Yachty, Young Thug, Veeze gibi birçok isim katkı vermiş. Albüm Lil Baby’nin doğum günü olan 3 Aralık tarihinde yayımlandı. Young Thug ile beraber yaptıkları “Superman” kayda değer.
Amerikalı endüstriyel rock grubu Health, 2023 tarihli Rat Wars albümünün devamı olan Conflict DLC isimli yeni bir albüm çıkardı. Albümün ismi video oyunlarındaki indirilebilir içerik anlamına gelen downloadable content (DLC)’’den geliyor. Grup üyeleri, Rat Wars albümü sırasında yapılan ama albümde yer almayan parçaları, oyun dünyasında ana oyundan sonra gelen ekstra içeriğe benzettiklerini, bu yüzden bu ismi seçtiklerini söylemişler. Antidote” ve onun introsu gibi olan “Torture 2” albümden öne çıkardığım parçalar.
Son durağımız Almanya. Gotik rock grubu Lord Of The Lost, Opvs Noir üçlemesinin ikincisi olan Opvs Noir Vol 2 albümünü yayımladı. Albümde IAMX, Kaarija, Anna Bruner gibi isimleri konuk olarak görüyoruz. “Winter’s Dying Heart” ve “Please Break The Silence” albümün öne çıkan parçaları. Hepinizin yeni yılını kutlar, en sıradan esprilerden olan “Seneye görüşmek üzere” kalıbını kullanarak yazımı burada bitiriyorum.
Kasım Ayının Yeni Albümleri
Kasım ayında çıkan yeni albümlere bir göz atalım.

İlk olarak Kanadalı alternatif rock grubu Finger Eleven ile başlayalım. Grup, Last Night On Earth isimli yeni bir albüm çıkardı. 10 yıllık bir aradan sonra gelen albüm, bu ayın en beğendiklerimden biri oldu. Şarkı yazım süreci çok fazla dijital öğelere başvurmadan, herkesin katkısıyla eski usul yapılmış. Albüm, genel olarak karanlık bir sound’a sahip. Beğendiğim parçalardan “Cold Concrete” biraz Beastie Boys “Sabotage”, biraz Depeche Mode “It’s No Good”’u hatırlatıyor. Klasik rock dokunuşları olan “Blue Sky Mystery” ve depresif yapıdaki “Wall Dogs” ile “Lock Me Up” albümün diğer sevdiğim parçaları oldu.
Son yirmi senenin en sevdiğim gruplarından Teksaslı rock grubu Midlake, altıncı albümü A Bridge To Far’ı yayımladı. Rock, folk, indie gibi çeşitli türlerden çok güzel örnekler sunan grubun bu albümü de bütün olarak güzel. Albümde, “Core Of Nature” ya da “The Fairest Way” tarzı serum gibi direk dinleyenin hücrelerine anında nüfuz eden bir parça yok. Ama öne çıkan parçalar var. Bunlardan biri, grubun geleceği ile ilgili belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde yazılıp, grubu tekrar birleştiren parça “The Ghouls”, diğeri ise “Eyes Full Of Animal”. Albüme Grammy ödüllü folk sanatçısı Madison Cunningham, “Guardians” parçasındaki vokaliyle konuk olmuş.
Cezayir kökenli Fransız müzisyen DJ Snake, Nomad isimli bir albüm yayımladı. Reggaeton, hip-hop ağırlıklı albümde bulunan “Cairo Express” isimli şarkı, tam bir dansöz performans parçası. Albüme konuk olanlar arasında; J. Balvin, Travis Scott, Amadou & Mariam, Damian Marley, Stray Kids gibi isimler yer alıyor. Tarzım olmayan albümden sevdiğim tek parça, K-pop grubu Stray Kids işbirliği ile yapılan synthwave tarzı şarkı “In The Dark”.
Amerikalı alternatif – indie grubu Portugal. The Man, yeni albümü Shish’i piyasaya sürdü. Albüm, dünyada en sevdiğim yerlerden biri olan Alaska ile ilgili. Vokalist John Gourley’in Alaska’daki çocukluğu ve anıları albümün temasını oluşturuyor. Grup da zaten Alaska’da kurulmuştu. Albümün ismi, Alaska’daki Shishmaref köyünden geliyor. Sound olarak Shish’de, deneysel ve saykodelik öğeler yoğun. Bazı parçalarda Frank Zappa, King Crimson tarzı kopuşlar var. Albümde yer alan “Pittman Ralliers” isimli parça post hardcore tarzında. Arabayla şehirler arası yolculukta radyoda bir parça dinlerken, ilerledikçe radyonun frekansına başka bir radyo girer ve bir anda alakasız başka bir şarkı çıkar ya, işte bu parça da albümün geneline göre öyle. Albümden favori parçam ise, “Angoon”.
“Farewell To The Fairground”, “Change” gibi güzel parçalara sahip İngiliz indie grubu White Lies, yeni albümü Night Lies’i yayımladı. Yetmişlerin The Midnight Special tarzı canlı performans programlarından ilham alan grup, albümdeki parçaları önce canlı olarak prova edip, daha sonra stüdyoda kayda geçirerek alışılmışın dışında bir yol izlemiş. “All The Best” albümden öne çıkardığım parça.
Şimdiki durağımız Avustralya. Ünlü pop rock grubu 5 Seconds Of Summer, bu ayın yeni albümlerinden birine imza attı. Hayli enerjik olan albüm, her grup üyesinin birer yıldız olduğunu ama birlikte parladıklarından hareketle bireysellik ve kolektiflik temasını işliyor. Tür olarak da pop rock’ın yanında dans ve elektronik öğeler yoğun olarak albümde yer alıyor. “Boyband”, “The Rocks”, “Start Over” ve “Not Ok” dikkat çeken parçalar.
“The Safety Dance” parçasıyla seksenlerde popüler olan Kanadalı new wave grubu Men Without Hats, On The Moon isimli bir albüm çıkardı. Synth pop, new wave gibi türleri ve seksenleri sevenleri mutlu edebilecek albümde grup, John Lennon’un “Jealous Guy” parçasını da yorumlamış. Benim sevdiğim parça ise “If You Try” oldu.
Bu ayın yeni çıkan albümlerinde Kanadalı gruplar ağırlıkta. Onlardan bir diğeri, elektronik müzik grubu Austra. Grubun yeni albümünün ismi Chin Up Buttercup. “Blindsided” isimli parça dikkate değer. Sırada gelecek yıl ülkemizde konser verecek olan Amerikalı indie grubu The Neighbourhood’un yeni albümü var. Ultrasound isimli albüme “Lil Ol Me” isimli parça dışında çok ısınamadım.
Son olarak yetmişlerin önemli rock gruplarından Cheap Trick’den bir albüm haberi var. “Bad Blood” isimli safkan bir old school rock parçasına sahip albümün ismi All Washed Up. Albümün büyük bölümü de zaten eski usul rock havasında.
Ekim Ayının Yeni Albümleri

Amerikalı ünlü hard core punk grubu Biohazard, 2022 yılında tekrar bir araya gelen klasik kadrosuyla 13 yıl aradan sonra Divided We Fall isimli bir albüm çıkardı. Adından da anlaşılacağı üzere sistem eleştirisi yapan “Fuck The System” gerek tempo gerekse sözleriyle albümün yıldızı.
İsveçli power metal grubu Sabaton’un tarihteki ikonik isimleri konu alan Legends albümü, bu ayın yenilerinden bir başkası. Cengiz Han, Tapınak Şövalyeleri, Hannibal, Napolyon albümde ismi geçenlerden bazıları. Grup, albümde anlatılanların gerçeğe olabildiğince yakın olması için History Channel ile işbirliği yapmış. Albümden öne çıkardığım parçalar ise; “Crossing The Rubicon” ve Impaler”.
Şimdiki durağımız Avustralya. Kevin Parker’ın grubu Tame Impala, Deadbeat isimli bir albüm çıkardı. Önceki albümlerden tarz olarak oldukça farklı olan albüm, elektronik, dans, psychedelic house gibi türlerde dolaşıyor. Ama asıl önemlisi Kevin Parker, albümün bazı parçalarında 70’ler Barış Manço şarkılarından ilham almış. Özellikle albümün en sevdiğim parçası olan “Loser”da Barış Manço etkisi oldukça belli. Yine “Dracula” parçasının küçük bir kısmı “Dönence”ye benziyor.
Son dönemde Elton John ile bir çok ortak çalışma yapan Amerikalı şarkıcı Brandi Carlile, yeni albümü Return to Myself’i bu ay yayımladı. Americana ve folk türündeki albüm, 6. parça “Church & State”e kadar bana oldukça bayık gelmişken, bu şarkı ile adeta futboldaki kırılma anını yaşıyor ve güzelleşiyor. “Church & State” ve ardından gelen “You Without Me” ile “No One Knows Us” oldukça güzel parçalar. Elton John, “You Without Me” şarkısında piyanodaki isim.
Son olarak System Of A Dawn’ın vokalisti Serj Tankian, kendi arşivinde saklayıp yayınlamadığı kayıtları ve bazı cover’ları içeren Collaborations & Collages adındaki 5. albümünü piyasaya çıkardı. Bic Runga ve Deadmau5 gibi isimler albüme konuk olmuş. “Kneeling Away From The Sun” ve “When Death Arrives” gözüme çarpan parçalar.
Eylül Ayının Yeni Albümleri
Eylül ayının yeni çıkan albümlerinden gözüme çarpanlara bir bakalım.

Brit pop’un en önemli gruplarından Suede ile başlayalım. Grup yeni albümü Antidepressants’da post punk sularında geziyor. Bir ara bale müziği albümü yapmayı planlayan grup, Autofiction albümünün başarısı üzerine bunu rafa kaldırmış ve o projeden iki parçayı bu albümde kullanmış. Albüm bayağı gotik yapıda. The Chameleons, Joy Division havası var. Albümün öne çıkan parçaları; “Disintegrate”, “The Sound And The Summer”, “Trance State”, “June Rain”, “Life Is Endless, Life Is A Moment”.
The Chameleons’dan bahsetmişken, onlardan da 24 sene sonra yeni bir albüm geldi. İngiliz grubun Arctic Moon isimli albümünde, içinde politik eleştiriler barındıran “Saviours Are A Dangerous Thing” isimli çok güzel bir parça yer alıyor.
İngiliz şarkıcı Tom Odell, dünyanın sona erdiği hissine tepki olarak yazdığını açıkladığı A Wonderful Life isimli yeni albümünü yayımladı. Albümün ismi harika hayat olsa da aslında dünyanın iyiye gitmediği, hayattaki basit olaylardan mutlu olma gibi konular albümün temasını oluşturmuş. Albümden seçtiğim parçalar ise; “Don’t Cry, Put Your Head On My Shoulder”, Cat Stevens – “Morning Has Broken”ı andıran “Why Do I Always Want The Things That I Can’t..” ve “Wonderful Life”.
Şimdiki durağımız İsveç, “Pocketful Of Money” parçasıyla sevdiğim müzisyen Jens Lekman, Songs For Other People’s Weddings isimli bir albüm çıkardı. Jens Lekman’ın aynı isimli romanına eşlik eden albüm, sanatçının düğünlerde şarkı söylediği bir dönemden ilham alıyor. 2022 yılında gençlik orkestrası ile turnedeyken Jens Lekman tarafından keşfedilen Matilda Sargren’in söylediği ve aklıma Jethro Tull’ın “Moths” parçasını getiren “Two Little Pigs”, “With You I Can Hear My Own Voice” ve “Got-JFK” albümden dikkat çekici parçalar.
İngiliz Indie elektronik grubu Saint Etienne, veda albümü niteliğindeki International’ı yayımladı. Erasure’dan Vince Clark, Orbital’dan Paul Hartnoll, The Chemical Brothers’dan Tom Rowlands gibi çeşitli isimler albüme katkıda bulunmuş. Vokalist Sarah Cracknell yaptığı açıklamada, tüm grup üyelerinin veda zamanının geldiğine dair farklı nedenleri olduğunu, kendisinin ise zirvede bırakmak istediğini söyledi. Albümün en güzel parçasıysa bence “Save It For A Rainy Day”.
Amerikalı ikili Twenty One Pilots, Breach isimli yeni bir albümle karşımızda. Albüm 2015 yılındaki Blurryface albümü ile başlayan seriyi tamamlıyor ve kavramsal evrendeki hikaye sonlanıyor. “The Contract” gibi Linkin Park sound’una yakın parçaların olduğu albümden benim sevdiğim parça Savoy’un “Velvet” şarkısına benzeyen “One Way” oldu.
Sırada progresif metal ve metalcore türlerinde müzik yapan iki gruptan albüm haberi var. Progresif metal grubu Between Buried And Me, gitarist Dustie Waring’in yer almadığı 4 kişilik kadrosuyla The Blue Nowhere adındaki yeni albümünü yayımladı. Temmuz ayında ülkemizde konser veren grubun son albümüne ismini veren parça “The Blue Nowhere” dikkate değer. Metalcore grubu I Prevail ise, vokalistlerinden Brian Burkheiser’ın ayrılışı sonrası Violent Nature isimli bir albüm çıkardı. Bu albümde öne çıkan parçaysa bence “Rain”.
“A Lady Of A Certain Age” isimli güzel parça ile akıllara kazınan Kuzey İrlandalı barok pop grubu The Divine Comedy, 13. albümleri olan Rainy Sunday Afternoon’u piyasaya sürdü. Patrick Shaw-Stewart’ın Achilles In The Trench şiirinden ilham alan “Achilles” albümün adeta yıldızı. Parça, yaylıları ve hammond benzeri klavyesi ile chamber pop’la western’i aynı potada eritiyor. Dinlerken Beggars Opera ve Helldorado gibi gruplar aklınıza geliyor.
Pop dünyasında ise Ed Sheeran’ın Play albümü bu ayın yenilerinden. Play, sanatçının Pause, Fast Forward, Rewind, Stop ve Eject olmak üzere medya kontrol sembollerinin ismini vereceği altı albümlük serinin ilk halkası. Albümden tek aklımda kalan parça, bizim coğrafyaya yabancı olmayan “Azizam”.
Americana ve folk türünde çok güzel işler çıkaran Josh Ritter, I Believe In You, My Honeydew isimli bir albüm çıkardı. Sanatçı albümü, “Honeydew” dediği kendi ilham perisi için yazdığını söylüyor. Öne çıkardığım parçalar; “Noah’s Children”, “Thunderbird” ve “Kudzu Vines”.
Bu yaz ülkemizi ziyaret eden gruplardan Paradise Lost’tan bir albüm haberi var. Grup, 5 sene sonra Ascension isimli bir albümle döndü. Davulcuları Guido Montanarini’nin yer aldığı son albüm olan Ascension’da yer alan “This Stark Town” oldukça güzel.
Son olarak Finlandiyalı progresif metal grubu Amorphis’in “Dancing Shadow”, “Tempest”, “Light And Shadow” gibi güzel parçalara sahip yeni albümü Borderland’i ve İskoç rock grubu Biffy Clayro’un “A Thousand And One”, “Two People In Love” şarkılarıyla dikkat çeken Futique albümünü duyurup huzurlarınızdan ayrılıyorum.
Ağustos Ayının Yeni Albümleri
Ağustos’un yeni çıkan albümlerine bir göz gezdirelim.

Amerikalı indie – blues rock ikilisi The Black Keys, bir senenin ardından No Rain No Flowers isimli yeni bir albüm çıkardı. Zor zamanlardan sonra ilerleme anlamına gelen albümün ismi, vokalist Dan Auerbach’ın duyduğu bir ifadeden geliyor. Grup geçen yıl yayımladıkları Ohio Players albümü sonrası planladıkları turneyi bilet satışlarının azlığı sebebiyle iptal etmek zorunda kalmış ve menajerlik ekibini de değiştirmişti. Bu albümde blues rock yoğunluğu azalmış ve yerini soul ve funk gibi türlere bırakmış. Öne çıkan parçalardan “Down To Nothing”in girişi Cream’ın “White Room”unu andırırken, parçanın başlarındaki hammond sound’u çok yakışmış. Bir diğer güzel parça 60’lar soul yapılı “Make You Mine”.
Amerikalı alternatif metal grubu Chevelle, davulcu Sam Loeffler’ın şarkı yazma sürecini “Saçını yolup tekrar geri takmak gibiydi” diye tanımladığı, şimdiye kadar çıkardıkları en kısa albüm olan Bright As Blasphemy’i yayımladı. Albüm grubun sert albümlerinden biri olmuş. Metallica parçalarına benzeyen “Wolves (Love & Light)” dikkate değer.
Üç kardeşten oluşan pop rock grubu Jonas Brothers, Greetings From Your Hometown adlı yeni albümlerini yayımladı. Switchfoot, Marshmello ve Dean Lewis albümdeki konuk sanatçılar. U2 grubunun “Where The Streets Have No Name” parçasına benzeyen “Heat Of The Moment” ve “Love Me to Heaven” benim albümden beğendiğim şarkılar oldu.
Pop rock türünden devam edelim. Amerikalı ünlü grup Maroon 5, Love Is Like isimli 8. albümünü çıkardı. Vokalist Adam Levine dışında grubun diğer üyeleri de bu albümde söz yazımına katkıda bulundu. Albüme konuk olan isimler ise; Lisa, Lil Wayne ve Sexyy Red. Genelde olumsuz eleştiriler alan albümde aklımda kalan tek parça “Hideaway”. Tam bir yaz hit parçası havasında olan parçanın “We can’t just hide away” sözlerinin olduğu nakarat kısmı Toto’nun “Rosanna” parçasının “Meet you all the way” dediği bölümüyle neredeyse aynı olmuş.
Amerikalı pop şarkıcısı Ava Max, bu ay yeni albüm çıkaran isimlerden bir başkası. Ava Max Don’t Click Play isimli albümün üretim sürecinde verdiği bir röportajda, bu albümde erkekler ve kalp kırıklıkları olmadığını söylemişti. Albümün öne çıkan parçası “Wet, Hot American Dream”, tam ismi gibi bir şarkı. Seksenler esintili parça ayrıca Jermaine Jackson’ın “When the Rain Begins The Fall”unu andırıyor.
Ünlü rapçi Kid Cudi, bu kez pop – alternatif karışımı bir albümle karşımızda. Sanatçının ilk pop çalışmam dediği albümün ismi Free. Kendi özgürlüğünü ve gerçekliğini kazanmayı anlatan parça “Truman Show” albümün adeta yıldızı. Bir başka güzel parça ise “Grave”.
Kanadalı alternatif metal grubu Three Days Grace, orijinal vokalist Adam Gontier’ın on bir yıl aradan sonra geri dönmesiyle, çift vokalistli 5 kişilik kadrosuyla Alienation isimli yeni bir albüm yayımladı. Bence gayet başarılı olan albümde, Adam Gontier’in grubun şimdiye kadar yazdığı en sevdiğim şarkılardan biri dediği “Kill Me Fast”, “In Waves”, “Deathwish” ve kemanda ünlü kemancı Lindsey Stirling’in yer aldığı “Never Ordinary” gibi güzel parçalar yer alıyor.
Punk rock grubu Rise Against, Ricochet isimli yeni bir albümle karşımızda. Albüm punk yanında, arena rock, alternatif rock gibi türlere de göz kırpıyor. Dikkat çeken parçalardan biri olan “Nod”, albümün en punk şarkılarından biri. Diğer güzel parçalar ise; Soen tarzı vokalleri olan “Us Against The World”, piyasa parça havasında olan ama dinleyeni hemen yakalayan “Ricochet”, akustik yönü ağır basan “Gold Long Gone” ve “Prizefighter”.
Avustralyalı drum and bass grubu Pendulum, 15 yıl aradan sonra Inertia isimli bir albüm yayımladı. Elemental ve Anima EP’lerindeki parçalar dışında dört tane de tamamen yeni şarkının bulunduğu albüme Bullet For My Valentine, Wargasm ve Awolnation katkıda bulunmuş. İlk olarak 2021 yılında duyduğumuz “Come Alive” bence albümün en güzel parçası.
Power metal’in kurucularından Alman grup Helloween, yeni albümü Giants And Monsters’ı piyasaya sürdü. Giants And Monsters, grubun klasik ve modern kadrosunun en önemli üyelerinden oluşan “Pumpkins United” kadrosuyla çıkan ikinci albüm. Bir ara rock operaya dönüşen epik parça “Universe (Gravity Of Hearts) hemen dikkat çekiyor. Bunun dışında “A Little Is A Little Too Much” ve “Into The Sun” diğer favorilerim.
Son olarak ayın en beğendiğim albümlerinden biri olan hard rock grubu Halestorm’un yeni albümü Everest’den bahsedelim. Vokalist Lizzy Hale’in kişisel deneyimleri , albümün ana ilham kaynağı olmuş. Lizzy’nin vokaliyle şov yaptığı “Like A Woman Can”, “Fallen Star”, “Gather The Lambs” ve bazı yerlerinde gospel’e göz kırpan “Rain Your Blood On Me” albümden seçtiğim parçalar. Üzerine ayrı bir yazı planladığım Bryan Adams’ın Roll With The Punches adlı yeni albüm çıkardığının bilgisini verip yazımı burada noktalıyorum.
Haziran Ayının Yeni Albümleri
Haziranın yeni çıkan, taze albümlerine bir göz atalım.

Geçen ayın sonunda yayınlandığı için anca bu ara dinleyebildiğim bir albümle başlayalım. Miley Cyrus, Something Beautiful isimli 9. albümünü çıkardı. Aynı isimli müzikal bir film ile beraber yayınlanan albüme Naomi Campbell, Brittany Howard, Flea gibi birçok ünlü isim konuk olmuş. Pink Floyd’un The Wall albümünden ilham alan Something Beautiful’da bulunan “Easy Lover” albümün bence öne çıkan parçası. Pop rock sound’u, yaylıları ve retro video klibiyle gayet güzel olmuş. Diğer sevdiğim parça ise “Golden Burning Sun”.
Bir başka yeni albüm çıkaran grup İngiliz indie pop ikilisi The Ting Tings oldu. Indie grubu dedim ama bu albümün bu türle hiç alakası yok. İlk olarak dinlerken, acaba yanlışlıkla Fleetwood Mac albümü mü açtım diye ekrana bir göz attım. Özellikle “Hands” parçasını çok sevdiğim dans pop, synth pop gibi türlerde de güzel müzik yapan grup, Home isimli yeni albümünde tamamen 70’ler rock’a dönmüş ancak ortaya bence ayın en güzel albümlerinden biri çıkmış. Yetmişlere saygı duruşu niteliğindeki albümde; “Good People Do Bad Things”, “Dreaming”, “Home”, “Song For Meadow” ve “Down” gibi çok güzel parçalar var.
Danimarkalı metal grubu Volbeat, God Of Angels Trust isimli bir albüm yayımladı. 2023 yılında gitarist Rob Caggiano’un ayrılmasıyla yola 3 kişi olarak devam eden grup, stüdyoda canlı çalarak,13 gün gibi bir sürede albümü tamamlamış. Albümdeki sevdiğim parçalara gelirsek; biraz Accept’in “Princess Of Dawn”ına, biraz da Amon Amarth’ın “The Pursuit Of Vikings”ine benzettiğim “By A Monster’s Hand”, nakaratı Rose ve Bruno Mars’ın “APT.” parçasını andıran “Time Will Heal” ve ortalarında biraz John Carpenter’ın “Halloween”ini duyabileceğiniz “Lonely Fields”.
Özellikle “Long Train Runnin’” parçasıyla ülkemizde de tanınan yetmişlerin ünlü rock grubu The Doobie Brothers, yeni albümleri Walk This Road’ı bu ay çıkardı. Grubun kurucularından Michael McDonald’ın 1980 yılından beri yer aldığı ilk albüm olan Walk This Road’a, Mick Fleetwood’da Hawaii’deki orman yangınlarından etkilenen bir kasabanın ismi olan “Lahaina” adlı parçada davul çalarak konuk olmuş. Enerjik parça “Angels & Mercy” favorim.
İrlandalı efsane isim Van Morrison’dan bir albüm haberi var. Ünlü şarkıcı 47. albümü olan Remember Now’ı yayımladı. Albümün en öne çıkan parçası, epik şarkı “Stretching Out”. Arkada tekrar eden melodisiyle hipnotik bir hava veren yaklaşık dokuz dakikalık parça, albümü çok güzel bir şekilde kapıyor.
Caz ve elektronik müziği harmanlayarak ortaya çok güzel işler çıkaran İngiliz grup Gogo Penguin’den Necessary Fictions isimli yeni bir albüm geldi. Basçı Nick Blacka’nın, James Hollis’e ait The Middle Passage kitabından etkilendiği ve çıkılan içsel bir yolculuğu yansıtan “What We Are And What We Are Meant To Be” isimli parçayı sevdim.
İngiliz müzisyen Yungblud, Idols adlı yeni albümünü piyasaya sürdü. Albüm, sanatçının büyüdüğü yere yakın olması sebebiyle Leeds kentinde geçirilen 4 yıllık bir sürecin sonunda oluşturulmuş. Büyükannesinin geçirdiği ciddi bir yaralanma sonucunda eskisinden farklı bir insan haline dönüşmesini konu alan, çirkin görünmek ile ilgili parça “Zombie”, “The Greatest Parade” ve “War” albümün öne çıkardığım parçaları.
Motörhead’in kayıp albümü The Manticore Tapes, grubun 50. yılında yayımlanarak bu ayın yenilerinden biri oldu. Lemmy Kilmister, Eddie Clarke ve Phil Taylor’dan oluşan klasik üçlünün, grubun kuruluşunun bir yıl sonrası olan 1976 yılında, Emerson Lake And Palmer’ın Fulham’daki Manticore Stüdyosu’nda kaydettikleri albüm, bu üçlünün ilk çalışmaları olduğu için oldukça anlamlı.
Amerikalı şarkıcı Jon Bellion, Pharrel Wiiliams, Luke Combs ve Jon Batiste gibi ünlü isimlerin katkı verdiği Father Figure isimli bir albüm yayımladı. Jon Batiste’in konuk olduğu, Michael Jackson’ın “Smooth Criminal” parçasındaki “Cha, shoo-ca-choo-ca” tarzı nidalı vokallerin yer aldığı reggae esintili parça “Modern Times” bence albümün öne çıkan parçası.
Son olarak Britpop efsanelerinden Pulp’dan 24 yıl sonra More isimli güzel bir albüm geldi. Albüm hakkında önümüzdeki günlerde ayrı bir yazı yazabilirim diyerek noktayı koyuyorum.
Mayıs Ayının Yeni Albümleri
Mayıs’ın yeni çıkan albümlerine bir göz atalım.

İlk olarak ünlü rapçi Snoop Dogg ile başlayalım. Ünlü isim, Iz It A Crime? isimli sürpriz bir albüm çıkardı. Snoop Dogg, Crypto Arena’da gerçekleşen Donald Trump’ın göreve başlama etkinliğinde sergilediği DJ performansı sonrası, kendisine yöneltilen ağır eleştirilere bu albüm aracılığıyla cevap verdi. Albümde Pharrell Williams, Wiz Khalifa ve Sexyy Red gibi isimler yer alıyor. Albümün açılış parçası olan “Iz It A Crime?”, Sade’nin “Is It A Crime” parçasının sample’ını almış. Albümün sevdiğim parçaları “Spot”, “Me N OG Snoop” ve “Live Life”.
Rap – hip hop’la devam edelim. Doksanlardan beri müzik yapan Xzibit, yeni albümü Kingmaker’ı yayımladı. Dr. Dre, Ice Cube, Busta Rhymes gibi önemli isimlerin konuk olduğu albümde, içinde barındırdığı caz temalarıyla hoşuma giden “Success” ve “Play This At My Funeral” gibi güzel parçalar yer alıyor.
Kanadalı indie grubu Arcade Fire, Pink Elephant isimli yeni albümünü yayımladı. Grup üyesi Win Butler’a yönelik taciz iddialarından sonra çıkan ilk albüm olduğu için biraz öz eleştiri ve içsel hesaplaşma temaları albümde görülüyor. Elektronik öğeler de geçmiş albümlere göre daha çok kullanılmış. Ticari anlamda başarısız olan albümde, “Pink Elephant” ve “Circle Of Trust” öne çıkan parçalar.
“Tom’s Dinner”, “Luka” gibi parçalarıyla aklımıza kazınan Amerikalı şarkıcı Suzanne Vega, 11 yıl aradan sonra tamamen yeni parçalardan oluşan Flying With Angels isimli bir albümle geri döndü. Mücadele etme, hayatta kalma gibi kavramlar albümün konusunu oluşturuyor. Farklı sözlerle Bob Dylan’ın “I Want You” parçasının bir yorumu olan “Chambermaid” ve “Love Thief” gibi güzel parçaların bulunduğu albümün iki şarkısında, sanatçının kızı Ruby Froom back vokal yapmış.
Grunge’ın önde gelen gruplarından Skunk Anansie, The Painful Truth isimli yeni albümünü yayımladı. Davulcu Mark Richardson ve basçı Richard “Cass” Lewis’ın kanserle olan mücadeleleri sırasında çıkan albüm, sound olarak eski Skunk Anansie albümlerinden farklı. Elektronik öğeler ve dub, ska gibi türler albümde dikkat çekiyor. Ben albümü oldukça beğendim. Favori parçalarım; “Shame”, Shoulda Been You”, “My Greatest Moment” ve “Meltdown”.
“Mr. Jones” parçasıyla tanınan Amerikalı roots rock grubu Counting Crows, 8. albümü olan Butter Miracle, The Complete Sweets!’i piyasaya sürdü. 2021 tarihli Butter Miracle Suite 1 isimli EP’nin devamı niteliğindeki albüm, beş yeni parça ve o EP’de de yer alan 4 şarkıdan oluşuyor. “With Love From A-Z” ve “Bobby And The Rat-Kings” öne çıkan parçalar.
Amerikalı elektronik müzik ikilisi Sofi Tukker, çoğunluğu Bread albümünde yer alan parçaların yeni düzenlemelerinden oluşan Butter isimli bir albüm yayımladı. Albüm bossa nova’dan sambaya çeşitli Brezilya müziklerine bir saygı duruşu niteliğinde. “Intensity” isimli tamamen yeni bir parçanın bulunduğu albümden favorim “Jacare”.
Eğlenceli parçalarıyla öne çıkan İngiliz indie grubu The Kooks, Never/Know isimli yeni bir albüm çıkardı. Vokalist Luke Pritchard’ın aile hayatı temalı ve kadın back vokalin süslediği “Sunny Baby”, bas yürüyüşüyle hemen sizi yakalayan “All Over The World”, “Let You Go” ve The Police’in Roxanne parçasını andıran reggae soslu “Though At The Top” albümden sevdiğim parçalar.
Glam rock, synth pop gibi türlerde müzik yapan Amerikalı Sparks grubunun 28. albümü olan Mad!, bu ayın yenilerinden biri. Albüm, marka bağımlılığından, Influencer’lara, popüler kültürün pek çok öğesi ile dalga geçiyor. “Drowned In A Sea Of Tears” albümden benim en beğendiğim parça oldu.
Hard rock grubu Hinder, gitarist Mark King’in ayrılmasından sonra çıkan ilk albümleri olan Back To Life’ı yayımladı. Bu ayın en beğendiğim albümlerinden olan Back To Life’da; listelerde de başarılı olan “Live Without It”, “Everything Is A Cult”, “Vultures” ve “Reminiscing You” gibi parçalar dikkate değer.
Son olarak trip hop’un en önemli gruplarından Morcheeba, Escape The Chaos isimli bir albümle bu ayın yeni albüm çıkaran isimlerine katıldı. O albümle ilgili ayrı bir yazı yazmayı planlıyorum. Sonraki yazıda görüşmek üzere.
Nisan Ayının Yeni Albümleri
Nisan ayının yeni çıkan, taze albümlerine bir göz gezdirelim.

İlk olarak Elton John ile başlayalım. Ünlü sanatçı, Amerikalı şarkıcı Brandi Carlile ile Who Believes In Angels isimli bir albüm çıkardı. Albüme Red Hot Chili Peppers’ın davulcusu Chad Smith ve yine aynı grubun bir dönem gitaristi olan Josh Klinghoffer gibi isimler katkı vermiş. Albümün bence öne çıkan parçası, aynı ismi taşıyan Elton John belgeselinin de müziği olan ve en iyi şarkı dalında Oscar’a aday gösterilen “Never Too Late”.
Yarım asırdan fazla süredir aktif olan space rock’ın efsane grubu Hawkwind, There Is No Space For Us isimli 37. albümünü yayınladı. Grubun, geçen sene yeni çıkan albümler yazımda bahsettiğim Stories From Time And Space albümünün yapım aşamasından kalan 40 dakikalık şarkı sözleri ve materyaller, düzenlenerek bu albümde kullanılmış. Böylece önceki albümle bağlantılı olduğunu söyleyebiliriz. Albüme ismini veren parça “There Is No Space For Us”, western müziklerini andıran yapısıyla favorim oldu. Parçanın başı da biraz Jethro Tull’ın “Fat Man”ine benziyor.
Amerikalı glam rock grubu L.A. Guns, Leopard Skin isimli yeni bir albüm yayınladı. Grubun gitaristi Tracii Guns, albümün ismiyle ilgili olarak, bir leoparın beneklerini asla değiştirmediğini ama her birinin benzersiz olduğunu, bunun da grubun yaptığı müzikteki çeşitliliğe bir gönderme olduğunu söylemiş. Güzel bir solosu olan, biraz doksanlar kokan ballad parça “The Masquerade” albümden seçtiğim şarkı.
Amerikalı pop punk grubu Mayday Parade, Sweet isimli bir EP yayınladı. 8 parçadan oluşan EP, grubun 20. yılını kutlamak için yayınlayacağı üç albümün ilki niteliğinde. İkinci albümün 2025, üçüncü albümün ise 2026 yılında çıkması bekleniyor. Vokalist Derek Sanders’ın “Dünya ve bildiğiniz her şey etrafınızda değişirken, iyimser kalmaya çalışmakla alakalı bir şarkı” dediği albümün açılış parçası “By The Way” piyanolu introsu ile dikkate değer.
Sıradaki durağımız Norveç. Elektronik müzik ikilisi Röyksopp, yeni albümü True Electric’i piyasaya sürdü. Albüm, 2023 tarihli True Electric DJ Tour sırasında çalınan grubun eski parçalarının yeni yorumlarından oluşuyor. Tam gece kulüpleri için hazırlanmış gibi duran albümde, Robyn, Fever Ray, Susanne Sundfor, Alison Goldfrapp gibi bir çok isim yer almış. Özellikle “Here She Comes Again” parçasının bu albümdeki versiyonu ve Robyn’in de yer aldığı “Monument” albümden sevdiğim parçalar oldu.
Funk müziğin efsane isimlerinden ünlü basçı Bootsy Collins’in, yeni albümü Album Of The Year #1 Funkateer bu ayın yenilerinden bir başkası. Albümde birçok ünlü konuk var. Snoop Dogg, Eurythmics’den Dave Stewart, Wiz Khalifa bunlardan bazıları. Bootsy Collins’in çılgın gitarist Buckethead’e olan hayranlığını göstermek için yaptığı parça “Barbie T & Me (Tribute To Buckethead) çok güzel olmuş. Parçada gitarda Barbara Teleki isimli macar bir gitarist yer alıyor.
New Wave ve punk’ın önemli isimlerinden Billy Idol, 13 sene sonra yeni bir albümle karşımızda. Dream Into It isimli albümde Joan Jett, Avril Lavigne ve The Kills’den Alison Mosshart konuk olarak yer almış. “John Wayne”, Steve Stevens’ın gitarını konuşturduğu “Wildside” ve Billy Idol’ın derin, hırıltılı vokalini sonuna kadar hissedeceğiniz “I’m Your Hero” albümün öne çıkanları.
Danimarkalı indie – garage rock grubu The Raveonettes, 2014 tarihli Pe’ahi albümünün devamı niteliğinde olan Pe’ahi 2 albümünü yayınladı. Ölüm, hayatın kırılganlığı gibi karanlık konuları işleyen albümde grup klasik sound’unu korumuş. Albüm, “Lucifer”, “Speed”, “Sunday School”, “Ulrikke” gibi parçalarıyla benim bu ay en beğendiğim albümlerden biri oldu.
Çok sevdiğim iki gruptan beni hayal kırıklığına uğratan albümler geldi. Bunlardan biri ülkemizde de iyi bir hayran kitlesi bulunan Beirut’un A Study Of Losses albümü. İsveçli sirk topluluğu Kompani Giraff’ın sahne gösterisi için bestelenen albüm, Alman yazar Judith Schalansky’nin Verzeichnis Einiger Verluste romanından esinlenmiş. Diğer hayal kırıklığına uğradığım albüm ise, İngiliz folk rock grubu The Waterboys’un Life Death And Dennis Hopper isimli yeni albümü.
Son olarak Stereophonics’in içinde “Colours Of October” ve “Feeling Of Falling We Crave” gibi güzel parçalar barındıran Make’em Laugh, Make’em Cry. Make’em Wait isimli yeni bir albüm çıkardığı haberini verip yazımı noktalıyorum. Hoşça Kalın.
Ocak Ayının Yeni Albümleri
İlk olarak Jethro Tull’ın yeni albümü Curious Ruminant ile başlayalım. Efsane grup, iki sene önce çıkardığı, benim gayet beğendiğim RökFlöte albümünden sonra yine güzel bir albüme imza attı. Gitarist Joe Parrish’in yerini Jack Clark’ın aldığı albümün öne çıkan parçalarından biri güzel bir piyano ile başlayan ve albüme ismini veren şarkı “Curious Ruminant”. Sizi hemen yakalayan gitar rifleriyle benim en beğendiğim parça olan Curious Ruminant, bana Deep Purple’ın “Perfect Strangers” şarkısını da hatırlattı. Folk rock soundlu “The Tipu House” basit ama akılda kalıcı melodisiyle aklımda kalan diğer parça.
Amerikalı progresif rock – emo grubu Coheed And Cambria, Vaxis – Act 3: The Father Of Make Believe isimli yeni albümünü yayımladı. Konsept albüm, grubun çoğu albümü gibi, Heaven’s Fence isimli kurgusal bir evrende geçen ve Wilhelm Ryan isimli diktatöre karşı olan mücadeleyi anlatan, grubun yarattığı bilim kurgu çizgi roman serisi The Amory Wars’a dayanıyor. Grubun solisti Claudio Sanchez ise, albümün konsept yapısından çok kişisel hikâyelere dayandığını söyledi. Piyanolu açılış parçası “Yesterday’s Lost”, “The Father Of Make Believe” ve “One Last Miracle” favori şarkılarım.
Amerikalı rock grubu My Morning Jacket, Is isimli bir albüm çıkardı. Albüm çalışmaları sırasında yüzden fazla demo parça üretilmiş. Albümün yapımcısı, Bruce Springsteen, Pearl Jam gibi isimlerle çalışan Brendon O’Brien. Led Zeppelin’in “Dyer Maker”ını hartırlatan, reggae soslu “I Can Hear Your Love”, “Lemme Know”, blues rock sound’lu “Squid Ink” ve kapanış parçası “River Road” albümün öne çıkanları.
Progresif rock’ın dahi isimlerinden Steven Wilson’ın yeni albümü The Overview bu ay yayımlandı. Albüm iki parçadan oluşan konsept bir albüm. The Overview, uzaydan dünyayı izleyenlerde meydana gelen, bilişsel ve duygusal değişimi tanımlayan genel bakış etkisini konu alıyor. Sanatçının, son çıkan albümlerine göre daha progresif yapıda diye tarif ettiği albüm gerçekten de öyle. İlk parça “Objects Outlive Us”da çeşitli yerlerde Yes’i duyuyorum. İkinci parça “The Overview” ise elektronik öğelerle başladıktan sonra progresif rock’a dönüyor. Özellikle son bölümü olan “The Overview: Permanence” saksafonuyla King Crimson’ı iliklerime kadar hissettirdi.
Pop müzikte gözüme çarpan albümlerden biri Selena Gomez’in nişanlısı Benny Blanco ile birlikte çıkardığı I Said I Love You First. Albüme Gracie Abrams, J Balvin , Tainy gibi isimler konuk olmuş. “Don’t Wanna Cry” isimli parça dikkate değer. Bu türde bir diğer albüm ise Lady Gaga’dan geldi. Mayhem isimli albümle ilgili ayrı bir yazı yazacağım.
Sıradaki durağımız İsveç. Ünlü melodik death metal grubu Arch Enemy, yeni gitaristi Joey Concepcion ile Blood Dynasty isimli bir albüm çıkardı. Genel olarak beğendiğim albümde, “Liars & Thieves”, “Illuminate The Path”, “A Million Suns”, “Presage” ve “Blood Dynasty” gibi güzel parçalar yer alıyor.
İngiliz indie folk grubu Mumford And Sons’dan yedi yıl sonra yeni bir albüm geldi. Rushmere isimli albüm, gitarist Winston Marshall’ın ayrılması sonrası üçlü olarak yaptıkları ilk albüm olma niteliğini taşıyor. Albüme ismini veren Rushmere ise, grubun kurulduğu yerdeki bir göletin adı. Enerjik parça “Rushmere” ve “Surrender” favori şarkılarım.
Rush’ın gitaristi, Alex Lifeson’ın grubu Envy Of None, ikinci albümü Stygian Waves’i yayınladı. Güzel soloların, progresif rock öğelerinin içinde bulunduğu bir albüm arayanlar hayal kırıklığına uğrayacaktır. Çünkü bu grup, elektronik öğelerinde sıkça yer aldığı bir alternatif – soft rock tarzı müzik yapıyor. Albümde, “Clouds”, The Story”, “The End” gibi güzel parçalar var.
Kapak Fotoğrafı: FrontView Magazine
İlginizi çekebilir: Gürkan Sonat’tan Müzik Dünyasının Günceli

Gürkan Sonat 































































































































Aile Tadında 






AFI çok 80s havasında..